Yeni otelcilikte bunu yapan kazanacak!

Her şeyin bir sonu olduğu gibi bu pandemi de bir gün bitecek elbet. Bitecek ama adı başka, belirtileri başka, kaynağı başka onları gelecek! Geç bile kalmışlardı esasen. Dünyayı bu noktaya getiren yaratılmışların en şereflisi de en nankörü de olma becerisine sahip olan insanoğlunun ta kendisi değil mi zaten! Neyse konumuz bu değil…

Koronanın faydaları!

Aralık 2019 da Çin’in Wuhan bölgesindeki Huanan Deniz Ürünleri Toptan Satış Pazarında yasa dışı olarak satılan vahşi hayvanlardan kaynaklandığı tespit edilen ve şuan tüm dünyada hayatı, kelimenin tam anlamıyla felç eden ‘Koronavirüs’!

Her meslek grubundan bireylerin yapması gereken bir erdem: Öz eleştiri!

Ülke olarak, millet olarak, birer turizmci olarak, birey olarak; hiç böylesine ihtiyacımız olmamıştı öz eleştiri yapmaya! Birbirimize çamur atmadan, başımızı ellerimizin arasına alıp iyice düşünelim. Gelin hep beraber biz Türk yöneticilerin SWOT analizimizi yapalım. Mercek altına alalım; önce kendimizi, sonra temsil ettiğimiz meslek grubunu ve ülke turizmine sağlayabileceğimiz olumlu katkıları, aslında engel olabileceğimiz olumsuz yıpranmaları…

Mutfaktan açık mektup!

Dünyanın en zengin mutfaklarından birine sahibiz. Hatta en zengin mutfağıyız arkadaş! Var mı itirazı olan? Düşünsenize yedi bölgemiz var ve her birinin gastronomi kültürü farklı. Bir de zengin mutfağıyla bulunduğu bölgenin önüne geçen Antep, Hatay, Bursa, Konya gibi şehirlerimiz de cabası…

Gastronomi turizmi alternatif midir yoksa zorunluluk mu?

2014 yılında ‘Her şey dahil’ sistemine ve bilinçsiz tüketime tepki olarak başlattığım ve Ocak 2016’da patentini aldığım ‘Yaşayan Mutfak’ akımını anlatmak için 19-21 Eylül tarihleri arasında Nevşehir Hacı Bektaş Veli Üniversitesi Turizm Fakültesi’nde gerçekleştirilen IV. Uluslararası Gastronomi Turizmi Araştırmaları Kongresindeydim. Yazıya geçmeden önce bu başarılı organizasyonu gerçekleştiren Prof. Dr. Şule Aydın Hanımefendiyi ve ekibini yürekten kutluyorum. Çanakkale’den bu yana ciddi ivme kazanılmış.

Ürgüp’te bir Başyapıt!

MÖ 3000’lü yıllarda Asurlularla başlayıp sırasıyla; Hititler, Frigyalılar, Persler, Roma İmparatorluğu, Moğollar, Selçuklu, Karamanoğulları ve nihayetinde Osmanlı ile günümüze taşınan güzel atlar ve periler diyarı Kapadokya!

İç pazarda alternatif turizm kolay!

Günümüzde teknolojiye, tüketim odaklı yaşamaya ve fast food’a inat; yavaş yaşamı destekleyen Citta Slow (Slow Life), tüketim yerine her şeyden alabildiğine tasarruf yaparak hayatın tadına varmayı amaçlayan Minimalizm gibi akımlar tüm dünyada hızla yayılmaktadır!

Vakit potansiyeli kinetiğe dönüştürme vaktidir!

Son üç yıldır ülkemizin yaşadığı badirelerden ve devletin turizmde etkin bir politika izlememesi gibi başlıca sebeplerden dolayı (ki bunlar epeyce çeşitlendirilebilir!) başta İspanya, Yunanistan ve İtalya olmak üzere birçok Akdeniz ülkesi turizmde ortalama %30 oranında ilerleme kaydettiler. Nitekim aynı ilerlemeyi Portekiz’de de gördük. Doluluklarda atağa kalkan bu ülkelerin arasına geçen yıl Mısır’da girdi!

Her şey su böreğinde saklı esasen!

Yazıma başlamadan önce tüm okurlarımı Kazakistan’dan en derin muhabbet ve saygılarımla selamlamak istiyorum. Bu yazımda satırlarıma turizmin yanında biraz da siyaset karıştırırsam şimdiden affınıza sığınıyorum. Gecenlerde Shymkent’te bulunan tarihi ipek yolunun en önemli uğraklarından çok eski ve devasa büyüklükteki bir pazardaydım. Ondan bir hafta önce de Yaşayan Mutfak seminerleri için Türkistan’da bulunan Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Kazak –Türk Üniversitesi’nde ve Hoca Ahmet Yesevi Türbesi’nde idim. Yazının Devamı İçin Tıklayınız.

İdealist turizmcinin yol haritası

Ülkemizin yetiştirdiği çok değerli turizmcilerimiz var bizim. İdealist, sürekli kendine hedefler koyan, kendisinin ve ekibinin motivasyonunu ve çıtasını hep yüksek tutan turizmcilerimiz var! Aynı zamanda, babacan olan liderlerimiz…Anadolu’nun veya Trakya’nın hangi köşesinde olursa olsun sadece çalıştığı işletmeyi değil bulunduğu il veya ilçeyi nasıl kalkındıracağını düşünen, destinasyona nasıl hareketlilik getireceğini en ince ayrıntısına kadar hesaplayan, aksiyon planları hazırlayan, ekibiyle beyin fırtınası yapan idealist turizmcilerimiz var bizim. Bu tarifime uyan değerleri tüm ülkemizin rahmetle andığı değerler olan Vali Recep Yazıcıoğlu’na, Diyarbakır İl Emniyet Müdürü Ali Gaffar Okkan’a benzetirim hep. Canları pahasına çizgilerinden sapmayan yiğitlere…

Teoriyi pratikle buluşturmalıyız!

Gastronomi kültürü ülkemizde yoluna doludizgin devam ediyor. Bir tarafta üniversiteler diğer tarafta işletmeler… Gerçekten hem okullar hem de işletmeler her geçen gün giderek yayılıyor memleketin her köşesine. Yayılıyor da maalesef gerekli alt yapıyı tam olarak hazırlamadan; lazım olacak tüm verileri yeterince toplamadan yayılıyor!

Gastronomi turizmi kongresi izlenimlerim.

Gastronomi kelimesinin çeşitli tanımlarına ulaşabilirsiniz. 22 yıldır turizmin yiyecek içecek departmanında çalışan biri olarak bana göre gastronomi kısaca; iyi yemek hazırlama ve yeme sanatıdır. Yani meyve – sebzenin tarladan, etin – balığın yetiştiği ortamdan tabağa geldiği, servis edildiği ve tüketildiği sürecin tamamına ve bu süreçte gösterilen bilinç ve özene “gastronomi” denir. Gastronomiye iyi yemeğe eşlik eden iyi içecek de dâhildir.

Yerli mutfak akımı tüm dünyaya yayılacak!

Profesyonel anlamda ilk yiyecek-içecek işletmesi 1765 yılında Paris’te faaliyet göstermeye başlamıştır. 19. ve 20. yüzyılda ise bünyelerinde yiyecek-içecek hizmeti sunan oteller açılmaya başlanmıştır.

Turizmde deprem

21 Temmuz Cuma günü saat 01:30 sularında merkez üssü Bodrum Orak adası açıkları olan ve başta Bodrum olmak üzere tüm Gökova sahil şeridini etkileyen 6.3 şiddetinde bir deprem meydana geldi, malumunuz. Sağır sultan duydu vesselam!Bu deprem, toparlanmaya çalışan turizm sektörü için de bir deprem etkisi yarattı. Ancak bana göre turizmde deprem etkisi yaratan sadece Yüce Yaradan değildi!Bu talihsiz doğa olayında irdelenmesi gereken iki önemli konu başlığı ön plana çıkıyor bence. Neler mi?

Sinir harbi

Büyük bir dejenerasyona uğrayıp sektör çalışanları için kelimenin tam anlamıyla sinir harbine dönüşen turizmi detaylarıyla irdelemek, daha fazla kalifiye personel ve yönetici kaybı olmadan sektörü daha çalışılabilir hale getirmekte bir nebze katkı sağlayabilmek amacıyla… Evet, 2017 yılı itibari ile sektördekiler için sinir harbine dönüşen turizme işveren, yönetici misafir ve sektör çalışanı konu başlıkları altında değerlendirmenin tam bir zaruret haline geldiği noktadayız!

Nereden Nereye!

Ülkemizin göz bebeği, özgürlükler şehri diye tabir edebileceğimiz, eşsiz koylarıyla adeta Ege’nin mücevherat sandığıdır Bodrum. Yarımada oluşu değerini bir kat daha perçinler. Hangi yöne giderseniz gidin mutlaka denize çıkar yolunuz. Bunca güzelliği ve ünü dışında madalyonun bir de arka yüzü var ki son aylarda Suriyeli mültecilerin çoğu ölümle sonuçlanan tehlikeli yolculuklarına verdikleri son mola yeri olarak anılması ve kıyıya vuran körpe yavruların narin bedenleri…

Fatura operasyon departmanlarına…

Kaybedilen prestijinizi yeniden kazanmak için bazen harcayacağınız milyonlar bile yetersiz kalır.Ülkemizin turizmde bugün itibari ile geldiği noktayı sektörden veya değil duymayan bilmeyen kalmadı. Bu konu üzerinde çok şeyler yazıldı, çizildi ve yazılmaya da devam ediyor. Bu yazımda dikkatlerinizi turizm işletmelerinin taşıyıcı kolonları olan operasyon departmanlarının geldiği son noktaya çekmeye çalışacağım. Zira turizmin bu noktada olmasının faturası operasyon departmanlarına kesilmiş durumda.

Yörenin Şefi olabilmek!

Yörenin Şefi olabilmek! Hangi uluslararası zincir otelin web sayfasını ziyaret ederseniz edin, diningi tıkladığınızda orada yöresel ve bölgesel ürünler vurgusunun yapıldığını görürsünüz.

Mutfaktan açık mektup

Dünyanın en zengin mutfaklarından birine sahibiz. Hatta en zengin mutfağıyız arkadaş! Var mı itirazı olan? Peki bunu kim biliyor? Sadece biz. Dünyanın öğrenmesi için ne yapıyoruz? Birkaç idealist kişi ve bir derneğin yaptıklarının dışında hiçbir somut şey yapmıyoruz. Çağımızın en vazgeçilmezi Bin bir surat maskenizi takarak etrafa gülücükler saçabilir herkesin bir tanesi olabilirsiniz. Peki acı gerçekleri kim dile getirecek o zaman?

Füzyon Nesil

Füzyon Nesil Bakir Anadolu mutfağımızla, dillere destan misafirperverliğimizle tüm dünyanın turizm anlayışını değiştirebiliriz.

Üç Bilinmeyenli Denklem

Ülke olarak çok zor yıllardan geçtiğimiz hepimizin malumu Bizim gibi zor günler geçiren Avrupa Birliği’nin İspanya, Yunanistan, Portekiz turizmini canlandırmak ve bir nebze olsun ekonomik krizden çıkmak için mi yoksa sağır sultanın bile malumu olan BOP tan dolayı mı bizim başımız beladan kurtulmuyor… Bunun sebeplerini sorgulamak ve bulunacak cevapların gereğini yapmak bizden çok siyasetçilerin işi elbette. Ancak biz turizmciler olarak havayı iyi koklayabilmeli ve hep bir adım sonrasını düşünmeliyiz tabii ki.

Dikkat Çok Gizli!!!

Tebdil-i kıyafet; gerçek kimliğini gizleyerek halkın arasına karışmak. Fatih Sultan Mehmet, İkinci Mahmud, Dördüncü Murad, Üçüncü Osman, Üçüncü Mustafa, Birinci Abdülhamid tebdil-i kıyafet halkın arasına karışarak onlardan biriymiş gibi dolaşarak istihbaratı bizzat toplayan; halkın durumunu bizzat tespit etmeyi alışkanlık haline getirmiş olan Osmanlı padişahlarından sadece birkaçıdır.

Şifa Olsun:)

Belki kimileri abarttığımı düşünecek ama aşçılık mesleğinde bu idrak ve şükür biraz daha bariz ortada oluyor.

İçindeki çocuğu ağırlar gibi…

Tesisinizde onların bir ağacı olsun. Her sene nasıl büyüdüğünü görmek istedikleri bir meyve ağacı.

Sosyal medyadaki asosyallik

Ben dahil kaç tane şef arkadaşım uluslararası bir platforma üye olup, eşsiz sunumlarını İngilizce olarak bu platformda paylaşıyor ve merak uyandırabiliyor?

Damak Çatlatan Tüyolar!

Bodrum gibi Dünya’nın göz bebeği nadide bir şehirde yaşıyoruz. Her ne kadar betonlaşma tam gaz devam etse de cazibesinden bir şey kaybetmiyor gözümüzde. Ancak Bodrum’da yaşayanlar olarak Bodrum’un zenginliklerinden yeterince yararlanmadığımızı düşünüyorum.

Memleketim karnaval yeri

Hiç şüphesiz ki değişmeyen tek şey değişimdir. Zaman içerisinde her şey değişir. Sınırlar, kırmızı çizgiler, alışkanlıklar hatta imparatorluklar bile…

Türk Mutfağını Dünyaya nasıl yayarız?

Dünya mutfaklarının çoğunda Osmanlı’nın izlerini görebilirsiniz. Üç kıtaya yayılan atalarımız gittikleri coğrafyalarda hem öğrendikleri hem de öğrettikleri olmuştur. Bu yüzden Türk mutfağı tam bir kültürler harmonisidir. Zengin bir mutfak kültürümüz olmasına rağmen bunu sadece biz biliyoruz. Yurtdışında Türk mutfağı denilince maalesef akla sadece kebap ve döner geliyor. Halbuki bizler tarih boyunca Rumlardan, Hintlilerden, Araplardan ve daha pek çok milletten yemek kültürlerini alıp kendi kültürümüze uyarlamış, kendi yorumlarımızı katıp geliştirmiş nadide milletlerdeniz.

Call Now Button